20 Ocak 2021
Ana Sayfa / Genel Sağlık Bilgileri ve Hastalıklar / Gastro-Ösefagial Reflü Hastalığı

Gastro-Ösefagial Reflü Hastalığı

Doç. Dr.N. Tan Ergin
Doç. Dr.N. Tan Ergin

Reflü Ne Demektir : Mide asidinin, mideden yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelmesidir. Normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan kaslar asit salgısının yukarı kaçmasına izin vermez. Eğer bu asit kaçağı yemek borusuna kadar geliyorsa gastroösefagial reflü (GÖR), boğaza kadar geliyorsa laringofaringeal reflü (LFR) adı verilir. Toplumda çok sık gözlenen bir durum (en az %20) olmasına karşın bazen hastaların çok belirgin şikayetlerinin bulunmaması bazende doktorların bu hastalığı ön planda düşünmemesi nedeniyle gözden kaçan bir rahatsızlıktır.

Reflü Neden Olur : Reflü oluşmasını kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar şu şekilde sayılabilir:

  • Mide ile yemek borusu arasında kaslardan oluşan kapağın gevşemesi

  • Mide fıtığı

  • Obezite

  • Mideden fazla asit salgılanması

  • Mideden barsaklara yiyecek geçişinin yavaşlaması

  • Sigara ve alkol kullanımı

  • Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi

  • Mideye bir seferde aşırı besin gönderilmesi

  • Özellikle yemek yenmesini takiben sırt üstü yatmak

Ne Gibi Şikayetlerle Karşılaşılır: Reflü olan hastalarda bazen belirgin bir şikayet olmaz. Ancak reflünün şiddetine göre hastayı çok fazla rahatsızda edebilir. Eğer sadece yutak borusuna kaçış varsa, göğüste yanma, sindirim bozukluğu, hıçkırık ve bazen yalancı kalp ağrısı gibi şikayetler görülebilir. Eğer asit salgısı boğaza kadar yükseliyorsa boğazda gıcık hissi, yabancı cisim hissi, kronik öksürük ve ses kısıklığı gibi şikayetler olabilir. Gıcık hissinden dolayı hastalarda sürekli boğazı temizleme refleksi gözlenir. Boğazla ilgili şikayetlerin yemek borusu ve mide şikayetleriyle birlikte olması şart değildir. Reflü sadece KBB ile ilgili şikayetlerle de kendini gösterebilir. Çünkü boğaz ve gırtlak dokusu asit salgısına yemek borusundan daha hassastır.

Laryngofarengeal reflünün en sık neden olduğu kulak burun boğaz semptomu seste oluşan değişikliklerdir (%92 oranında disfoni). Sıklıkla ses kısıklığı yakınması ile başvuran hastaların incelenmesinde tekrarlayan larengofarengeal reflü atakları saptanmaktadır (%50). Sesin yanlış ve aşırı kullanımına bağlı olarak geliştiği düşünülen disfoniler adı altında toplanan bir grup fonksiyonel ses bozukluğu olan hastalarda %70 oranında larengofarengeal reflü saptanmıştır. Larenks kanserli hastaların %84 ünde larengofarengeal reflüye rastlanmıştır

Muayenede Ne Görülür: Laringofaringeal reflüsü olan hastaların KBB muayenesinde çok tipik bulgular görülmez. En dikkat çeken bulgu ses tellerinin arka kısmında kızarıklık ve tahriştir. Ses telerinde kabalaşma ve ödem hastalığın ileri evrelerinde rastlanılan bir bulgudur. Bunun dışında başka bulgu görülemeyebilir.

Nasıl Teşhis Konur: Reflü hastalığının teşhisinde en önemli faktör hastanın bize anlattıklarıdır. Hastanın şikayetlerine göre reflü olabileceği düşünülür. Muayenede ses tellerinde özellikle arka tarafta kızarıklık ve tahriş olması reflü teşhisini kuvvetlendirir. Reflüyü ispatlamak için bazı testler yapılabilir:

  • Yemek Borusunda 24 Saatlik Asit (pH) Tayini: Burundan sokulan bir tüple yemek borusundaki asit tayini yapılır

  • Endoskopik Muayene: Ağızdan girilerek yemek borusu ve mide muayenesi yapılarak fazla asitin verdiği zararlar araştırılır.

  • İlaçlı Film Çekilmesi: Hastaya ilaç yutturularak film çekilir ve yemek borusu ya da midedeki yapısal anormallikler (mide fıtığı gibi) tesbit edilir. (Özofagografi veya özofagoskopi)

  • Ayrıca özofagusta basınç ölçümleri de yapılabilir.( Özofageal manometri)

Teşhis için genellikle hastanın şikayetleri ve muayene ile yetinilir. Laboratuar tetkiklerine her zaman başvurulmaz. Başlangıç tedavisine cevap alınamaması halinde yukarıda bahsi geçen testlerin yapılması daha sık başvurulan bir yöntemdir.

GÖRH tehlikeli bir hastalığın habercisi olabilir mi?: GÖRH genellikle hafif seyreder ve kolay kontrol edilir. Ancak hayat boyu devam eden bir hastalıktır. Zaman zaman şikayetler geçsede tekrar ortaya çıkabilir. Bu hastaların ufak bir oranında, yemek borusunun alt kısmında oluşan asit hasarının yol açtığı, çok düşük bir olasılık da olsa kanser geliştirme özelliği olan ve endoskopik olarak görülebilen değişiklikler oluşmaktadır. Bu değişiklikler Barret ösefagus olarak adlandırılır.Yutma güçlüğü, kilo kaybı şikayetleri GÖRH için tipik değildir. Bu tip şikayetlerin varlığında yemek borusundan köken alan bir tümör olup olmadığı mutlaka endoskopik olarak gösterilmelidir. Uzun yıllar süren ve uygun şekilde tedavi edilmeyen GÖRH, yemek borusunun alt kısmında daralma ile sonuçlanan bir hasara yol açabilir. Bu durumda bu kısmın endoskopik tedavi yöntemleri ile genişletilmesi veya cerrahi tedavi gerekebilir.

GÖRH Nasıl Tedavi Edilir: Hastalık hayat boyu sürer, genellikle zaman zaman ortaya çıkar, basit hayat tarzı değişiklikleri ve ilaçlar ile kontrol altına alınabilmektedir. İlk tanı ve tedavisi KBB hekimlerincede yapılabilen hastalığın uzun sürmesi halinde yemek borusunun alt kısmında asidin oluşturduğu hasarın endoskopik olarak tetkik edilmesi önerilir. Bu gibi durumlarda hastalığın takibinin bir gastroenteroloji uzmanınca yapılması uygun olacaktır. Hayat boyu süren bir hastalık olduğundan hastanın doktoru ile birlikte iletişim içinde kalması yararlı olur. Takip eden doktor ile görüşülmeden ilaç tedavisinin kesilmemesi, dozunun değiştirilmemesi veya başka bir ilaca geçilmemesi gerekir. Mevcut şikayetlerin karakter değiştirmesi veya şikayet olarak yutma güçlüğü ve kilo kaybının ortaya çıkması halinde hemen bir gastroenteroloji uzmana başvurulması uygun olacaktır.

Reflü tedavisinde 3 seçenek vardır: Hastanın dikkat etmesi gerekenler, ilaç tedavisi ve ameliyat. Reflü hastalığı olan hastaların dikkat etmesi gerekenler şunlardır:

  • Sırt üstü yatmamak veya baş normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmak

  • Mideyi çok dolduracak kadar yememek

  • Yatmadan önceki 3 saat içerisinda çay, kahve,alkol, kolalı içecekler ve çikolata gibi besinleri almamak

  • Sigarayı bırakmak

  • Yemek yiyip hemen yatmamak

  • Fazla kiloları vermek

  • Mide asidini arttıran ilaçları almamak (özellikle aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar)

  • Dar elbiseler giymekten kaçınmak

  • Boğazda gıcık hissedildiğinde sürekli temizlemeye çalışmamak, su içerek veya yutkunarak gidermeye çalışmak

  • Alt özofageal sfinkterin basıncını düşürdüğü bilinen kahve, kola, kakao, nane, dereotu, maydanoz, alkol ve sigaranın azaltılması

  • Alt özofageal sfinkter basıncını düşüren antikolinerjik ilaçlar, kalsiyum blokürleri, nitritler, diazepam, teofilin gibi ilaçların azaltılması larengofarengeal reflüsü olanlara da önerilmiştir . Ancak bunların etkisinin laringofarengeal reflüde minimum olduğu anlaşıldıktan sonra H2 blokürleri (Cimetidine, Famotidine, Ranitidine vs) denenmiş bunlar ile de hastaların ancak % 50 sinde tedaviye yanıt alınmıştır

Tedavi hastaların semptomlarının derecesine göre değişmektedir.

Reflü hastalığında asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılır. En çok kullanılan ilaçlar asit pompası inhibitörü adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar en az 6 hafta hatta bazen aylarca kullanılırlar. Doktorunuz bu ilaçların dozunu ve süresini size göre ayarlayacaktır.

Endoskopi yapmak gerekir mi?: Tipik şikayetleri olan ve genç bir GÖRH hastasında eğer alışkanlık değişikleri ve düşük doz ilaçlar ile şikayetler kontrol edilebiliyor ise endoskopi yapılmayıp hasta tedavi ile izlenebilir. Ancak daha ileri yaşlarda ve şikayetleri uzun yıllardır mevcut hastalarda endoskopi, yemek borusundaki hasarın düzeyinin saptanmasında ve kanser öncülü olabilecek Barret Özefagus olup olmadığını anlamada çok işe yarar. Her durumda endoskopi kararı uzman hekim tarafından hasta genel olarak değerlendirildikten sonra verilir.

Reflü için bazen ameliyatlar da yapılır. Bu en çok mide fıtığı için uygulanır. Bazende ilaçlarla sonuç alınamadığı zaman mide ile yemek borusu arasındaki kası kuvvetlendirmek için ameliyat uygulanır.

Doç. Dr. N. Tan Ergin

Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun cerrahisi

Bunu Gördünüz mü?

Öfke Nedir ve Kontrolü Nasıl Sağlanır?

Öfke doğal, anlaşılabilir ve hepimizin yaşadığı bir duygudur. Çoğunlukla yaşamaktan kaçınır ve yaşamak istemeyiz. Öfkelenmemek …