19 Eylül 2018
Ana Sayfa / Ergenlik / Ergenlikde Davranış ve Tutumlar

Ergenlikde Davranış ve Tutumlar

Ergenlik döneminde değişen beden ve büyümeye bağlı davranış ve tutum değişiklikleri, ergenleri olduğu kadar ailelerine de zor anlar yaşatmaktadır. Bu dönemde ergenlerde oluşan tutum ve davranışlar hakkında bilgili sahibi olmak onları anlamak için iyi bir fırsat olabilir.

Yalnızlık İsteği: Bebeklikten beri diğer insanlarla birlikte olmaktan hoşlanan ve çocukluğun ileri yaşlarında bu isteği en üst düzeye ulaşan çocuk erinliğe girerken bazen bir hafta içinde arkadaşları ile küser, kopar, gruptan ayrılır ve yalnız kalmak ister. Evin etkinliklerine de karışmak istemez.

Çalışma İsteksizliği: Çalışmada ve oyunda çabucak yorulur. Gerek okulda gerekse evde çok az iş yapar ve çalışır. Okul başarısı düşer. Bu tembellik değildir. Büyüme bütün enerjiyi çekmekte ,başka alanlara enerji kullanımı azalmaktadır. Bu dönemde çocuk tembellik yapmakla suçlanır ve baskı yapılırsa durum daha kötüye gidecek , terslik ve direnmeler baş gösterecektir. Bu da çocuğu ondan bekleneni büsbütün veremez duruma sokacaktır.

Ahenksizlikler: Hızlı büyüme ile hareketlerde ve dengede bir ahenksizlik belirir. Ağırlaşma ve sakarlıklar başlar. Fiziksel büyümenin yavaşlamasıyla beden oranlarına uyum artar ve ahenksizlik azalır. Çok hızlı büyümede bu durum çok açıkça görülür. Fakat çocukta kaslar iyi gelişmişse ve bedenine hakimse bu durum pek az görülür.

Can sıkıntısı: Zevk aldığı oyunlardan ve görevlerden bıkmış ve toplumsal eylemlerden kendini çekmiştir. Sıkıntısını açıkça belirtir, etkinliklere katılmaz, oyunları “aptalca” ve “çocukça” bulur. Bu durum ilerlerse “ bana ne” ya da “beni kimse sevmez” tutumu çocukta belirgin bir hal alır.

Huzursuzluk: Sürekli değişen ilgiler ve büyüyen beden huzursuzluk nedenidir. Çocuk uzun süre bir yerde oturamaz, fiziki gerginlik onu sürekli olarak bir yerde dolaşmaya iter.Gerginliği kontrol edemeyen çocuk huzursuzca dolaşıp duracaktır.

Toplumsal Zıtlık: Erinlikteki çocuk çevredekilerin etkinliklerine katılmamakla kalmaz,her an kavga ve saldırıya hazır bir durumda onların neşe ve huzurlarını engellenmeye çalışır. Evde kardeşleriyle ve anasıyla çekişme ve itişme halindedir. Onları kınar, alay eder, beğenmez, onlara zıt gider ve tartışmaya hazırdır. Evde kavga ve huzursuzluk merkezi gibidir.Evin dışında da her kavgaya ve dargınlıklara hazırdır. Gruptan ve en iyi arkadaşlarından kopmalar bu yüzden olmaktadır.Yaşı ilerledikçe bu zıtlık ve öfkenin yerini daha olgun bir toplumsal davranış yer alır. Daha arkadaşa ve daha hoşgörülü davranır, daha çok işbirliği yapmaya eğilim kazanır.

Otoriteye karşı direniş: Kız ve erkek çocuklarında ana babalarıyla olan çatışmaları 13 yaşlarında en üst noktaya erişmektedir. Anneler çocuklarıyla daha uzun bir süre beraber olduklarından ve onların işlerine daha çok karıştıklarından onlara karşı direniş daha çok olmaktadır. Çocuk, karşı gelemediği ya da direnemediği zaman küskün, somurtkan bir tutuma girer ve söz dinlememekle göreceği cezadan kendini çekmeye çalışır. Otoriteye karşı direnişler bu yaştakilerde bir çok davranış bozukluğuna yol açar, ancak bunlar çok önemli davranış bozukluğu değildir. Olay yaratmak, insanları kızdırmak, yersiz ıslık çalmak, dikkatsizlik, kabalık, sabırsızlık, dalgınlık, aldırmazlık,inatçılık, kafa tutma, şüphecilik, karşı cinsten insanlardan kaçmak bu kötü davranışlardandır. Bu davranışlar çocuk suçluluğuna girebilecek olaylara son bulmaz. Cinsel olgunluğa girildikten sonra yavaş yavaş kaybolur.

Karşı cinse yönelmiş zıtlık: İki cins arasında açık bir düşmanlık belirtisi davranışlarda yer almaya başlar. Kızlardaki zıtlık erkeklerden daha büyüktür. Çünkü kızların ay halleri fiziki olarak onları epeyce sarsarken, erkek çocukların cinsel olgunluğa girmeleri onları pek sarsmamaktadır. Çocuklukta birbirlerine aldırmaz davranışlar sergilerken bu dönemde zıt davranışlara girerler. Kızlar, erkeklere karşı nefret ve açıkça küçük düşürücü davranışlar yer alırken eleştiri ve saldırılarını yaş farkı gözetmeden bütün erkeklere yöneltirler. Çocukluktaki kibar ve yumuşak davranışlar kaybolmuştur.

Duygusallıkda artma: Karamsarlık, asık suratlılık, ufacık bir nedenle ağlamalar bu dönemin duygusal yoğunluktaki artışın bir sonucu olmaktadır. Hiçbir şeyden hoşnut olmamak, her söyleneni kendine yöneltilmiş bir eleştiri gibi almak ve alınmak bu dönemin davranış özellikleridir. Bu çabuk sinirlenme halleriyle en çok kendi kardeşleriyle onlarca “şımarık ufaklıklar” olurken , kendilerinden büyükleri de kıskanırlar. Erkekler kızlara göre daha sinirlidir.Erinlik, üzüntüler ve hayali korkular dönemidir. Erkekler toplumsal ve kişisel kaygılar içinde yüzerken, kızlar aileleri, evleri ve okul ödevleri için kaygılıdırlar. Çocuktaki bu değişimler onun yüzüne söylenir, bu da onu ayrıca huzursuzluğa ve kimse tarafından sevilmiyor inancına götürür. Kızlar bu durumda ağlama nöbetlerine girerken, erkekler büyük suskunluklara girer ve kavga çıkarırlar. Cinsel olgunluğun tamamlanmasıyla bu durum kaybolur. Çocuk daha sakin ve daha işbirliği yapabilir duruma gelir.

Kendine güvensizlik: Çocukluktakinin tam tersine kendisi ve toplumsal ilişkiler üzerine ümitsiz, güvensiz hale gelir. Kendisinden beklenenleri yapamayacağına inanır. Kendisi ile ilgili bu yersiz ve olumsuz algı onu suça bile itebilir. Bu kendine güven eksikliği kısmen fiziksel direncin azalmasından , kısmen de çocuğun üzerindeki toplumsal baskıdan ve eleştirilerden kaynaklanır. Ondan genellikle yapabileceğinden fazlası istenir. Bu dönemde kazanılmış olan güvensizlik bazen bütün ergenlik boyunca genç ergenin yakasını bırakmaz. Çocukluğunun son döneminde başarılı olan çocuklardan beklentiler de büyük olduğundan onlar bu durumu daha yoğun yaşarlar. Aslında güvensiz ve sıkılgan bir çocuktan bu dönemde de fazla bir şey istenmez.

Bunu Gördünüz mü?

Tırnak Yeme Alışkanlığı Psikolojik bir Hastalığın Habercisi mi?

Toplum arasında tırnak yeme alışkanlığı sadece görüntüsel olarak kötü düşünülmemekte aynı zamanda aşağılanma, duygusal acı …